Tuesday, December 25, 2012

Happy Holidays!

Oturup ailecek noel kutlamasak da, her yerin ışıl ışıl olması, çam ağaçları, noel şarkıları insanı bir nebze de olsa o havaya sokuyor. O yüzden hepinizin noel'ini ve şimdiden yeni yılını kutluyorum! Fotoğrafta gördüğünüz gibi artık hayatıma gözlüklü olarak devam etmekteyim. Alırken sınıfta tahtayı okurken takarım diye alıyordum ama optisyen kadın sürekli takmanı tavsiye ederim dedi. Hiç rahatsız olmadım bu durumdan çünkü yakıştığını düşünüyorum, sizce?

Noel'in bir güzel yanı da Hollanda'da okulların 2 hafta boyunca tatil olması. Perşembe günü Amsterdam'a gidip gezmek dışında henüz hiç bir plan yapmadım bu 2 hafta için. Yılbaşı için de öyle, ya ailem/akrabalarımla evde oturup güzel yemekler yiyip güzel içecekler içeceğim, ya da arkadaşlarımın birinin evinde toplanıp güzel yemekler yiyip güzel içecekler içeceğiz. Plan yapan var mı aranızda?

Wednesday, November 7, 2012

Rotterdam shoppings

Geçen hafta arkadaşımı ziyaret etmek için Rotterdam'a gitmiştim, eli boş dönmek olmaz tabi çok olmasa da bir kaç bir şey aldım. Primark'a büyük bir hevesle gitmiştim ama hayal kırıklığına uğrattı bizi bu sefer. Mesela normalde her zaman bir çanta, bir çift ayakkabı ve bir sürü takıyla çıkardım ama bu sefer öyle olmadı. Raflar çok boştu, çoğu güzel şeyden bir kaç parça kalmıştı ve tabi ki bedenim değildi. Belki yanlış zamanda gittik, bilemicem.

Last week I went to Rotterdam to visit my friend. I didn't buy a lot but I still wanted to show you what I bought. I went to Primark with high hopes, but this time Primark dissapointed me. For example, when I usually go to Primark I always get back with a new bag, a pair of shoes and lots of accessories. This time that was not the case, the shelves were really empty, from the pretty things there were only a few left and they were not my size. Maybe we chose the wrong time to go, I don't know.
Bu tatlı bileklikleri River Island'dan aldım, River Island onlara friendship pack demiş, biri sana biri bana demiş ama ben ikisinide kendim kullanacağım.

I got these cute bracelets from River Island, they say it is a friendship pack but I decided to use them both myself.
Böyle gayet güzel duruyor ama bileklikler kalın bilekli bana bile bol geliyor, kurukafalar bu yüzden aşağı düşüyor ve görünmüyorlar :(

They look good like this but the bracelets are very loose. So the skulls are falling down and you don't see them anymore.

River Island ear cuffs, sadeliklerini çok sevdim, kulaktada sabit duruyor düşme kayma yok.
River Island ear cuffs, I love the simplicity, they stay good in place and don't fall off.

Geldik Primark kısmına, kolye, yüzük ve kazak dışında bir de çorap, havlu, tarak gibi ıvır zıvır aldım. Başka hiç bir şey bulamadım, şaşırtıcı.

 We came to the Primark part, despite the necklace, ring and cardigan I bought things like socks, a towel, and comb. Nothing else, surprisingly.
Çanta/Bag: Monki.

Friday, November 2, 2012

Bir günde Rotterdam


Geçenlerde arkadaşım Cemre'nin yanına Rotterdam'a gittim. Kendisiyle 2 senedir aynı sınıftaydık, her günümüz beraber geçiyordu. Cuma günleri sarılarak ayrılıyorduk, pazartesi birbirimizi sevinerek karşılıyorduk. Sonra Cemre bölümünü değiştirip Rotterdam'a taşındı, beni yapayalnız bıraktı :( Şaka bir yana, onu özlesemde hep hayali olan şeyi yaptığı için onun için çok mutluyum, biz de artık haftaiçi yerine haftasonu görüşürüz, ben de yine özledikçe giderim onun yanına. Zaten Hollanda avuç kadar ülke, trenle 2,5 saat'te Cemre'nin yanındayım.
Trende 2,5 saati boş boş geçirmemek için yanıma kitaplarımıda getirdim ders çalıştım.

Rotterdam Hollanda'da en sevdiğim şehir olmasa da (Amsterdam favorim tabikisi), kendileri gayet güzel ve gezilesi bir şehir. Bizim oturduğumuz taraflarda olmayan: Monki, River Island, New Look, Lush ve Primark gibi harika mağazaları var. Rotterdam'a yolunuz düşerse, Primark'a gitmek için trenle veya metroyla Alexander'a gidiyorsunuz. Istasyondan çıktığınızdan zaten Alexandrium alışveriş merkezini görürsünüz, oraya girip ellerinde kocaman Primark çantaları olan insan yığının hangi taraftan geldiğine bakarak Primark'ın yerinide kolaylıkla bulabilirsiniz. Alışverişmerkezinin içinde H&M ve Zara'da bulabilirsiniz. Merkezde'de yine bir kaçar tane Zara ve H&M var.


 Alışveriş bir yana Rotterdam avrupanın en büyük limanını barındırıyor, Şehir Maas nehiri tarafından ikiye ayırılır ve güzel bir manzara'ya yol açar. Özellikle Erasmus köprüsünden geçmeyi çok seviyorum.
Rotterdam'ın güzel bir mimarisi var, mesela bunlar ünlü küp evler:



Cemre'nin yeni okulu. 'I have to change to stay the same'
Cemre kızım sen dinleme bunları deği şme sakın :(



Hollanda'da doğup büyümeme rağmen ilk kez taze stroopwafel yedim. Hatta Cemre alalım dediğinde yok ben istemiyorum dedim, oda bir tane alalım ozaman paylaşırız dedi. O ilk başta yok istemem diyen dilim kopsun, bu ne harika bir şeymiş arkadaş marketlerde satılanlardan çook farklı. Onlar sert oluyo soğuk oluyo, bu taze yumuşacık ve sıcacık mmm.


Burasıda Cemre'nin okulunun tam önü, kız okulunu güzel yerden seçmiş ne diyeyim. Gezdikten sonra Cemre'nin evine gidip beraber yemek yaptık ve ardından ben yine memleketim Enschede'ye döndüm..

Monday, October 1, 2012

Über kolay tatlı.

Bugün en sevdiğim tatlılardan birini yaparken dedim ki 'neden fotoğraflarını çekip blogumda paylaşmayayım?' Blogda ne olduğunu şaşırdı tabi, bir bakıyor müzik postu, bir bakıyor tatil postu, bir bakıyor kıyafet postu şimdi de tarif postu çıktı başıma diyordur. Ama olsun bir şeyleri paylaşmak için açıktı dimi seni biz? Gelelim tatlıya, dünyadaki ennn kolay tatlılardan biri olduğunu şimdiden söyleyeyim, belki çok yaygındırda bu ne kim bilmiyo ki bunu dersiniz ama eminim bilmeyen de vardır aramızda. 


Malzemeler:
 -Ülker petit beurre kakaolu bisküvi
 -Krem şanti (4x200gr)
 -Şeker         (3-4 yemek kaşığı)

 Lazım olanlar:
 -Mixer

Sıvı krem şantiyi kase'ye boşalttıktan sonra fotoğraf çekmek aklıma geldiği için yukarda gördüğünüz fotoğrafta açılmış krem şanti paketi görüyorsunuz. Bu paketten 4 tane kullandım. Bir paket için 1 yemek kaşığı diye hesaplıyoruz, ama fazla tatlı olmasını istemiyorsanız 3'te koyabiliyorsunuz. Ben 3,5 kullandım. Mixer'le sıvı'yı krem şantı haline getiriyoruz, fazla katı olmamasına dikkat edin.



Bisküvileri krem şantinin içine bandırıyoruz.



Ardından tabağa tek tek diziyoruz Gördüğünüz gibi tabağım çok büyük bir paket bisküvi daha girerdi içine ama napalım bir kere başladık. Bisküviniz kaldıysa ki mühtemelen kalır, ufaltıp üzerine serpiyoruz. Ardından buzdolabında en az bir kaç saat bekletiyoruz. Tatlının görüntüsü çok güzel değil ama yapması kolay, malzemesi az ve tadı güzel olduğundan ideal bence.

Bilen, yapan, seven, veya ilk kez görenler kim?

Sunday, September 23, 2012

Spotlight #1: Ceylan Ertem

Selam postlarımı okuyan nadir insan, şimdi ben Spotlight diye bir postlar serisi düşündüm. Aklıma estikçe dinlediğim/sevdiğim gruplardan ve şarkıcılardan bahsedeceğim, bu çok bilinen biri/birileri de olabilir ama az tanınan da olabilir. 

Hazır yeni albümü çıkmışken Ceylan Ertem'den başlamak istedim. Ceylan Ertem'i ilk kez solisti olduğu Anima grubunun Joker şarkısı sayesinde dinledim. Ceylan Ertem'in ilk albümü Anima ile birlikte olan albümüydü, 2007'nin sonlarına doğru grup dağıldı. 2010'da ilk solo albümü 'Soluk' çıktı ve ben yine kendimi Ceylan Ertem dinlerken buldum. Soluk'ta 40’ ı aşkın müziyen çaldı. Her Ceylan Ertem bestesi bu müzisyenlerin kulaklarından ve ruhlarından geçerek yepyeni biçimlere girdiler ve kocaman bir orkestra oluştu. Ortaya 'İnsandık', 'Sombahar', 'Gidip dinlenmeliyim' gibi dinlemeye doyamadığım nefis  parçalar çıktı.

Ceylan Ertem - İnsandık 

Ardından Hollanda'ya gelip içinde Behzat Üvez'in bulunduğu Baraná grubuyla birlikte Xenopolis'in kayıtlarına başladılar. Xenopolis: An ode to Istanbul, is a metaphor for the unlimited possibilities and fears of modern times, representing the conflict between the urban space and the individual. Twitter'da Hollanda'nın bir çok yerinde konser vereceğini okuduğumda tabi ki küçük bir çığlık attım. 'Dansapolis', 'Simit Mimit', 'Yeraltı' ve cover'ını yaptığı 'Sen affetsen ben affetmem' gibi parçaları canlı dinledik, 

ruhumuzu dinlendirdik. 
Ceylan Ertem & Baraná - Sen affetsen ben affetmem

Ve şimdi 2. solo albümü 'Ütopyalar Güzeldir' ile karşımızda. Geçtiğimiz hafta albüm lansmanı için verdiği Abbasağa parkındaki konserinin görüntülerinden biraz dinleme fırsatım oldu. Yine büyüleyen şarkılar, dinlerken küçük masallar dinliyormuşum gibi hissettiren şarkılar.. İlk klip 'ne olursan ol gelme' şarkısına çekilmiş, albümü fizy'den 4 gün boyunca dinleyebilirsiniz ve tabi ki D&R'lerden satın alabilirsiniz. Hollanda'dan fizy'ye giremediğim için, ve en yakın D&R bi 3000 km uzaklıkta olduğu için bekliyorum bakalım, Türkiye'ye gidecek olan arkadaşlarıma duyurulur, bana güzel bir hediye olabilir. Yoksa albümü bahane edip İstanbul'a mı gitsem?
Ceylan Ertem - Ne olursan ol gelme

Ve son olarak Ceylan Ertem sık sık Beyoğlu Hayal Kahvesinde 'Sezen Aksu Tribute' konserleri veriyor. Maalesef İstanbuldayken denk gelmedi bana yoksa kesinlikle kaçırmayacağım bir şeydi. Şunu da bi izleyin kendiniz görün bence.
Ceylan Ertem - Sezen Aksu Tribute

Bunlarda Deventer konserinden çektiklerimiz;
 
Ceylan Ertem'in menajeri Defne Turaç, dünya tatlısı bir insan.


Biraz uzun bir post oldu kaç kişi sonuna kadar okur bilmiyorum ama ben yazarken çok zevk aldım, devam'mı Spotlight'a? 

Bazı bilgileri facebookta ki 'Ceylan Ertem Official' sayfasından aldım.


Wednesday, September 19, 2012

Kayseri shopping!

Size göstereceğim kıyafetlerin bazılarını artık giyemem bile, yazın tekrar gelmesini beklemeliyim bunun için ama yine de sizlerle paylaşmak istedim. Bu arada sizi bilmiyorum ama ben alışveriş postlarını okumayı çok seviyorum, o yüzden kesin benim gibi bir çok kişi vardır diye paylaşmayı da seviyorum.

Some of the clothes that I'm going to show you I can't even were anymore because it's too cold now. I probably have to wait for the summer to arrive again, but I wanted to show you anyway. These are the items that I bought when I was in Kayseri (place where I originally come from).


Bu elbiseyi Koton indiriminden aldım. Hem çok rahat bir elbise hem neyle kombinleyeyim derdi yok, giy çık işte ne güzel. Etiketini attım ama üzerinde pazar rahatlığı/şıklığıyla ilgili birşey yazıyordu, haklıydı.
I bought this dress from the Koton sale.

Kazak yine Koton'dan. Bu sefer yeni koleksiyondan. Fotoğrafta net görünmüyor ama altından çıkan beyaz parça tül. Kazakla tülün birleşimine bayıldım, şuan en sevdiğim giysilerden biri bu kazak. Soldaki gördüğünüz pembe gömlek ise T-box, (erkek) kuzenim bana doğum günümde hediye aldı.

The jumper is from the new collection of Koton, the pink blouse is from T-box which was gifted by my cousin.

Soldaki gömlek LC Waikiki'den üzerinde kırmızı maskeler var, t-shirt ise sosyete pazarından üzerinde Topshop etiketi var.
The blouse is from LC Waikiki, there are little red masks on it, the t-shirt is from the market but it has a Topshop label on it.
LC Waikiki.
Bunları Kayseri'den almadım, geçen hafta bizim burdan Esmee Boutique'den aldım. Hani OLURDA Enschede'ye yolu düşen olursa buraya uğrasın, güzel şeyler satıyorlar. Hemen çarşının içinde zaten.

Bir kaç oje, makyaj ve parfüm dışında başka bir şey almadım yanlış hatırlamıyorsam, ha bir de arkadaşımın aralık'ta olan düğünü için gece elbisesi aldım Koton'dan. Onuda üzerimde görürsünüz artık.

I didn't buy these in Turkey, these are from a shop called Esmee Boutique. If you ever (accidenlty) come to Enschede you should visit this shop, they sell cool stuff.

Wednesday, September 12, 2012

Kayseri'den döndüm, merhaba Hollanda.

Tamam, Hollanda'ya döneli neredeyse 2 hafta oldu ama napayım gelir gelmez okul işlemleri derken, tatilden yeni dönmüş insan depresyonu derken anca kendimi post yazarken buldum. Sessiz sessiz takip ettiğim blogları okudum ama tabi. Ha bir de Kayseri'ye gitmeden önce 'laptop'um yanımda post yapmaya devam ederim' demiştim, bundan büyük yalan yokmuş. Anneannemler internet'i kapattırmış kimse kullanmıyor diye, ben de o sıcakta wifi bulacağım diye yanımda laptop sürüklemek istemediğimden o söylediğim şeyin bir anlamı kalmadı.

Hollanda'ya döndüğümde fark ettim ki ben nerdeyse hiç fotoğraf çekmemişim, zaten öyle çok enteresan birşeyler de yapmadım. Annem neredeyse her gün diş hastanesine gittiği için (diş yaptırdı canımın içi), hem de çok ağrısı oldu ve pek yemek yiyemediği için ailecek gezmeye pek yeltenmedik. Daha çok akrabalarla arkadaşlarla hasret giderdik. Yani demem o ki Kayseri'de şuraya gidilir şunlar yapılır gibi bir post yapamayacağım maalesef, seneye inşallah. Kayseri'ye Forum açmışlar ve vaktimin büyük bir kısmını orda geçirdiğimi itiraf etmeliyim euehueh.

Bu arada Kayseri'de bar/disco kültürü yok, arkadaşlarınla oturup bir bira içebileceğin bir yer bile yok. Bir tane pub varmış alkol satan, oraya da arkadaşlarım: hep saplar gidiyor yeaa dediği için gitmedik.  Çokta önemli değil tabi ki ama yıl 2012 ve Kayseri çok küçük bir şehir değil, hala böyle olmasına şaşırıyorum sadece.


Mimar Sinan parkı




Arkadaşım Gamze, Gamze'de Hollanda'da yaşıyor, hatta 2 sokak var aramızda. Halası Kayseri'de yaşayınca oraya gittiğinde buluştuk bizde bir kaç kez.


'Retro' H&M gözlüklerim.



Kapalı çarşı

Kuzenlerim ve kardeşimle doğum günümü kutlamak için yemeğe çıktık. Bu kardeşim Hasan.

Kuzenim Uğur, bu fotoğrafı çektiğimiz gün ise onun doğum günüydü.