Sunday, January 29, 2012

Almanya Almanya.


Dün uzun zamandır görüşemediğimiz yakınlarımıza gittik Almanya'da. Onlardan biri arkadaşım Tuğba. Rheine'ya gelir gelmez onu aldık ve babam bizi şehir merkezine bıraktı.
Yesterday we went to Germany to visit some friends and family. One of them was my dear friend Tuğba. When we got to Rheine we picked her op and went to the city center to do some shopping.

Küçük ve sevimli bir şehir.

Soğukta bile dondurma molası yapılır.

Ve aldıklarım..
H&M

H&M

Rossmann base coat & maske.

Kate Moss for Rimmel London nr. 01 & dudak fırçası.

Paris ring.

'make your dreams come true'

Cupcakes yapmayı çok seviyorum ve gıda boyası bulamıyordum burdaki marketlerde. Almanyada çıktı karşıma Dr. Oetker gıda boyaları. Konfetilerde çok hoşuma gitti.
I love baking cupcakes and I couldn't find food coloring in the Dutch super markets. In Germany I found these Dr. Oetker food colorings. And I also liked this decoration confetti, it's so cute.

Alışverişten sonra akşam yemeği için eve gittik. Yemekten sonra Tuğba'nın arkadaşlarıyla bir cafeye gittik. Yorucu bir gündü ama çok eğlendim!
After our shopping trip we went to home for dinner. In the evening we went to a cafe with Tuğba and her friends. It was a tiring day but I had so much fun!














Saturday, January 28, 2012

Theater passion.

İlk postumda tiyatro dersleri aldığımı belirtmiştim. Tiyatro grubumuz Türk öğrencilerden oluşuyor ve skeçlerimizi Türkçe yazıyoruz. Hocamız Vedat Gültekin her salı 3 saat yol gelip okuduğum okulun tiyatro salonunda bize ders veriyor.



(Geçen seneki gösteriden)




x.





Wednesday, January 25, 2012

My piercing love.

İlk postumda size piercing ve dövmelere karşı olan zaafımdan bahsetmiştim.
Yanlış hatırlamıyorsam 13 yaşında başlamıştı bu sevda. Dudak piercing'i istiyordum ve ne olursa olsun yaptıracaktımda. Koymuştum bir kere kafama ve ben kafama bir şeyi koyduğumda onu yapmazsam m ümkün değil rahat uyuyamam. İçim içimi yer, zaman geçtikçe sinir krizlerim çoğalır.
If I'm remembering it right my love for piercings started when I was 13. I wanted a lip piercing really bad.

Yaptırmak istiyorum, hiç korkmuyorumda acırmı, kanarmı, enfeksiyon olurmu vs. Tek bir korkum var oda annem ve babam. Kaşımdan bir tel fazla koparsam anlayan annemden mümkün değil saklayamam. Bu yüzden mecbur izin almam gerek. Biliyorum izinde vermeyecekler. 1 sene dayandım buna. Anneme yavaştan duyurmaya başlamıştım, 'baban izin vermez', 'napcan kızım dudağında demiri', 'millet ne der' gibi klişe baştan savmalar. Ama yılmadım, bütün cesaretimi toplayıp çıktım babamın karşısına. Baba ben dudağıma piercing istiyorum. Babam'dan hayır cevabı, benden ergen tripleri, odama kapanmalar falan. Sonra yanıma gelip bana para vermesi ve al git yaptır ama birdaha eve almam seni demesi. Ondan sonra götüm yemedi vazgeçtim bu sevdadan. Napalım dudak piercing'i ve ben ayrı dünyaların insanlarıymışız. O türk filmlerindeki fakir oğlan ben ise zengin ailenin temiz kalpli kızı. Babam nuh dedi peygamber demedi. Daha kavuşamadan ayırdı bizi! Şimdi düşünüyorumda 13 yaşında piercing senin neyine asdasdhuhsdahdaushd.
I wasn't afraid at all. Will it hurt? Will it get infected? Will it bleed? The only thing I was afraid of was my parents. This fear kept me from getting it for one year. Than I out of the blue I got some courage to ask my father. The answer was no. I asked again, he gave me some money and said I could get one but I couldn't come home again. There my lip piercing store ended. Now I'm thinking.. I was just 13 what was I thinking?

Sonra yaşım oldu 16. Kayseri'ye yaz tatiline gitmiştik. Piercing sayılmaz ama kulaklarımda birer delik varken, sağ taraf oldu 4 sol taraf oldu 3. Ondan sonraki sene yine yaz tatili yine kayseri'deyim, sağ tarafa bir helix piercing eklendi.
Then I turned 16. We went to Kayseri(a place in Turkey where my parents come from). You can't say piercing, but I got four earring holes at my right ear, and three on the left. The next year we went to Kayseri again and then I got my helix piercing.





Bir de surface piercing'i aşkım vardı..
And there was my surface piercing love..
Resimdeki kızın bileğinde gördüğünüz bir surface piercing. Deri kaldırılıp deliniyor içine bir bar yerleştiriliyor, bar'ın uclarınada toplar yerleştiriliyor.

Uzun zamandır bileğime surface piercing yaptırmak istiyordum. Hatta kayserideyken sormuştum ama sanırım daha önce surface yapmamışlardı ve beni, çok tehlikeli, enfeksiyon olur, acır diyerek kandırdılar.
Geçen yaz kayseriye gitmedik, ama ben duramadım. Bir kaç sıkıcı olaydan sonra canıma tak etti yaptırıyorum lan dedim ve emin adımlarla gittim burdaki tattoo&piercing shoplarından birine. Ordaki piercingci hanım bana surface yerine 2 tane ayrı micro-dermal yapmamı önerdi. Çünkü surface/micro-dermal gibi piercinglerde vucudunuzun piercing'i kabul etmemesinin olasılığı çok yüksek. Kabul etmeyincede misal micro-dermalde piercing gittikce yukarı doğru itiliyor. Buna reject deniliyor. Ve çıkarılmak zorunda kalınıyor. Bugün bir tane micro-dermal yapalım dedi, bir kaç ay sonra geri geliriz duruma göre ikinciyi yaparız dedi.
For a long time I was craving for a surface piercing in my wrist. I asked the piercer in Kayseri if he could pierce me, but he said that it was dangerous and painful and blablabla. I think he just had no experience with it. Last summer we stayed in the Netherlands. I couldn't get it out of my mind. I walked to the piercing shop here. This time it was a women who was doing the piercings. She told me that a surface piercing has a high chance of rejecting. It was smarter to get 2 separate micro-dermals. First we did only one and after a couple months I would come back to get the second. So we would be able to see how my body reacts to the piercing.

Ve ilk micro-dermal yerleştirildi.
Yaptırması hiç acımadı. Heyecan vardı ama kadın bitti dediğinde biz daha hazırlıkları falan yapıyoruz sandım, kolumu delmeye başladığının farkında bile değildim. Helix piercing bundan 15 kat daha fazla acıyor.
Getting the piercing didn't hurt at all. I was really nervous I couldn't look. I thought the piercer was still doing some preparations but she was already done! It didn't feel really like she was making a hole in my arm. A helix piercing hurts 15 times more. 


Kolunuzun dış tarafıyla kafanızın aynı karede olmasını istiyorsanız böyle şebek şebek hareketler yapmanız gerekiyor.



İkinciyi yaptırmaya gidemedim, çıkarttırmaya gittim. Vucudum oysa hiç 'reject' yapmamıştı. Tam yerine oturmuştu piercing. Sadece çok dikkat isteyen birşey, sürekli birşeyler takılıyor, uzun kollu kazak, duş yaparken duş süngeri, bir keresinde ince bir poşetin kulpu bile takıldı ve kanattı. Hem o hem başka sebeplerden dolayı çıkarttırmak zorunda kaldım. 

Yaptırması ne kadar acımadıysa, çıkarttırması bir okadar acıdı. Piercing reject olduğunda yani zaten kendiliğinden yukarı çıktığında bol vaselinle kesip biçmeden baskı uygulayarak çıkıyormuş. Ama benimki çok iyi yerleştiği için o yöntemle çıkaramadı kadın. Mecburen kesti. 5-6 kere çekti ama benmisin demedi piercing. Çıkmadı yerinden. Biraz daha kesti ve sonunda çıktı. Çektiğim fiziksel ağrılar listesinde top 10'a girdi bu işlem. Ama gözünüzü korkutmak istemem. Hala micro-dermal gördüğümde hayranlıkla bakıyorum.
I wasn't be able to get my second one, I went to get my first one out. My body didn't even reject. It fitted perfectly. It's just something that really needs attention. It gets stuck behind jumpers, behind your shower puff, it even get stuck behind a plastic bag once and it bleed. And also for some personal reasons I had to get it out. 

I said getting it didn't hurt at all. But getting it out was exactly the opposite. This was one of the most painful physical things that I had felt in my life. But I don't want to fear you guys. Because I'm still looking to it with a great admiration.

Benim piercinglerim bukadardı. Fazla olmasada piercinglere bayılıyorum. Internette saatlerce piercing'i olan insanların resimlerine bakabilirim.
These were my piercings, I know it isn't that much, but I just love piercings. I could spend hours on the internet watching pictures of people with piercings.


Monday, January 23, 2012

Nan Yu çayı.

Yediklerime biraz dikkat etmeye karar vermiştim. Bir bakmışız yaz kapıda olacak. Internette biraz araştırma yapayım derken hatırlamadığım bir blog'a rastladım. Bir çaydan bahsediyordu onuda hatırlamıyorum ama Hollanda'da satılmadığını hatırlıyorum. Bende bitkisel ürünler satan De Tuinen  mağazasının webshop'una baktım. Bir çok çeşitli çay vardı kafam karıştı. Bir kaçının internette yorumlarını aradım. En çok Nan Yu çayının hakkında pozitif yorum vardı. Koştum mağazaya.
Çay tamamen bitkisel. Üzerinde yazdığına göre yağ yakıyor ve tok tutuyor. Öğleden önce 2 bardak içmeniz öneriliyor. Bir bardak için bir çay kaşığı nan yu çayından koyuyorsunuz. 3 veya 5 dakika bekletiyorsunz. 30 gün içinde 4-10 kilo arasında kaybedebileceğiniz yazıyor. Bu benim için biraz fazla abartılı geldi sadece çay içmekle 4-10 kilo arası verilebileceğine inanmiyorum açıkcası. 

Internette nan yu çayının ne gibi etkileri olduğu şöyle sıralanmış:
  • sindirim sistemini destekliyor
  • bağırsaklarınız için elverişli
  • açlık hissini frenliyor
  • bağırsakları temizliyor
  • yağ yakmanıza yardımcı oluyor
  • kanınızı temizlyor
  • kolestrolunuzu düşürüyor
  • bağışıklık sistemini güçlendiriyor
  • bir çok anti-oksidan içeriyor
Gördüğünüz gibi bir çok etkisi var. Çin'de bu çay daha sağlıklı olmak için bol bol tüketiliyormuş. Sağlıklı beslenmenin ve hareket yapmanın yanına kullanabileceğiniz güzel bir yardımcı olarak görünüyor bu çay. Şuan bir haftadır kullanıyorum, ilk bir kaç gün vucudum çok ısındı, boşuna öğleden önce için yazmıyormuş, akşam 10'da içmiştim gece sıcaktan uyuyamadım. Şimdi alıştım sanırım fazla sıcaklamıyorum. Tokluk etkisine gelirsek, beni gerçekten tok tuttuğuna inaniyorum. Akşam yemeklerinde fazla yemiyorum, normalde uyumaya yakın acıkırdım yine ufakta olsa birşeyler atıştırırdım, ama buna gerek duymuyorum artık. Belki psikolojik birşeydir belki gerçekten çayın sayesinde.

Tadı gayet güzel, içilebilir. Normal türk çayından fazla uzak değil tadı. Şekersiz içiyoruz tabi. Ha bide 2 bardak yazıyor ama alırken satış yapan kadın bana 4 bardak önerdiklerini söyledi. Ben genelde 3 bardak içiyorum. Paketin içinde 100 gram var ve fiyati 3,99 euro. 


Çayın resmini çekerken salatamında resmini çekeyim dedim. Evde ne bulduysam kullandığım salatamın mazemeleri: mozzarella peyniri, marul, biyolojik meksikan fasulyesi (konserve), mısır, nar taneleri, birazcık zeytin yağı, biraz tuz ve bol limon.






Sunday, January 22, 2012

Noc Kupały.

I've never seen something this romantic and magical. This is something I definitely want to experience someday.



Noc Kupały means Midsummer night. The celebration relates to the summer solstice when nights are the shortest. Noc Kupały on wikipedia.

Turkey now festival!


Turkey now festivali hem kültür tatmak için, hem de çeşitli kültürlerden insanların bir araya gelmesi için düzenlenen bir festival. 23 şubat-23 mayıs arası hergün bir etkinlik olacak. Festivalin açılışı Leman Sam ve kızları Sevval ve Şehnaz Sam tarafından yapılacak. Proğram çok geniş: pop, rock, jazz, dance ve klasik müzik'den tutun stand-up komedi, tiyatro, film, moda, fotoğraf'a kadar gidiyor. Eminim herkes kendine hitap eden bir etkinlik bulabilecektir. Gelelim bana ve arkadaşlarıma hitap eden etkinlik.

Between 23 february and 23 march there will be a Turkish festival in the Netherlands called Turkey now. Everyday there will be a different activity. So everyone would be able to find something they like.
It's an opportunity to experience some culture and where people from different cultures can meet each other. 

30 Mart 2012'de Istanbul vibes: Duman & Mor ve Ötesi konseri olacak. Konser Rotterdam'da, Nieuwe Oogst'da olacak. Daha önce Maassilo'ya gitmiştim çok beğendim orayı. Nieuwe Oogst'da Maassilo'yla aynı yerde. 31 Mart 2012'de ise aynı konser Amsterdam, Melkweg'de gerçekleşecek.
Yıllardır Duman dinliyorum ve çok istiyordum konserlerine gitmeyi. Bir kaç kez geldiler Hollanda'ya ama ben gidemedim. Ve bir taşla iki kuş, hem Duman hem Mor ve Ötesi bir konserde!! Bu sefer birşey çıkmazsa gidecem gibi görünüyor.

On 30 March there will be a Duman & Mor ve Ötesi concert in Rottedam. I've been listening Duman for years, they came to the Netherlands a several times but I couldn't go. Now I have an opportunity again. For people who can't make it 30 March, there is also a concert on 31 March in Amsterdam.


Friday, January 20, 2012

Dear analog.

Çok mutluyum! 1 aydır Analog kameraları araştırıyordum. Internette Praktica'nın bir kamerasını buldum. Bulduğum siteden amcam sık sık birşey aldığı için ona sorayım dedim tam olarak ne yapmalıyım nasıl sipariş etmeliyim. Ne alacaksınki dedi. Analog kamera alcam dedim eskinin filmli kameralarından oluyorya hani dedim. Benim arkadaşımında vardı bir aralar satıyordu dedi, istersen ona bir sorayım dedi.

Ve dün elinde bir Canon EOS 500n ile bize geldi. Canım amcam beni çok mutlu etti. Bir pillerinin yenilenmesi gerekiyor birde film almam gerekiyor. Şimdiden çok sevdim kamerayı canım benim.

Önünde küçük bir flash'ı var ama üzerine daha büyük bir flash alınıp takılabiliyor.

Film koyma yeri. Nasıl çalışır nasıl yapılır henüz hiçbir fikrim yok, ama babam gönüllü olarak yardım etmeye hazır.

Love you.






Wednesday, January 18, 2012

Make-up heaven!


Tanıdığım bir kız makyaj uzmanlığı eğitimi alıyor. Derslerinden birine gelip ona modellik yapmak istediğimi sorduğunda tabi ki hayır demedim. Seve seve! Kozmetik bloglarını severek takip ediyorum. Youtube'da makyaj guru'larını izlemeyide seviyorum. Çok keyifli bir akşam olacağından emindim. Birşürü resim çekmeyide ihmal etmedim.

İçeri girdiğimizde öğretmen yani makyaj uzmanı kahve/çay ikram etti. Öğretmen çok sıcak kanlı ve misafir perver biriydi. 
Ders aldıkları yer çok güzeldi. Ortada 8 kişilik bir masa vardı. Burda başlamadan önce öğretmen yani Jeanine bu akşamki ödevin ne olduğunu anlatıyor ve bir kaç örnek gösteriyor. (resimdeki Jeanine değil)
Bu haftaki konsept/ödev fashion&catwalk. Göz kapağı açık renkler, kaş kemiğinde koyu renkler, belirgin dudaklar, kalın kaşlar, uzaktan belli olabilecek bir şekilde kullanan makyajlardı Jeanine'in verdiği ipucları.

Makyaja başlanılmadan önceki durum böyle. Saçlarımı düzlemiştim. Yüzümü nivea cleansing milk ve tonic ile temizledi.
Mac'in bu fırça setini ne kadar kıskandığımı, içimin nerdeyse parçalandığını anlamışsınızdır herhalde.

Yorum yapamiycııığm.
Bu fondöten hayatımda gördüğüm en iyi fondöten. Pancake efekti vermeden bütün herşeyi, sivilce olsun, leke olsun, renk farkı olsun herşeyi kapatıyor. Fıyatını sorduğumda da satın alma fikrini hemen aklımdan çikardım. Küçücuk kutusu 50 euro civarinda. Jeanine hanım çok az bir miktara ihtiyacın olduğunu doğru kullandığında 1 sene gittiğini söylesede fiyatını sormakla kaldım.

Kullandıkları makyaj malzemelerin çok büyük bir kısmı Make-up studio.
Jeanine gelip, en uzun kirpikleri kullan modelinin kirpikleri uzun dediğinde bir ov ye baby dedim içimden.

Buda Jack, kendisi kuaför ve kendine ait bir salonu var. Kendini geliştirmek için başvurmuş bu eğitime.

Gelelim sonuçlara:

Bana sorsanız bu iki rengi mümkün değil yan yana kullanmazdım. Bide tuttu zaten kalın olan kaşlarımı kalemle daha da kalınlaştırdı zilli. Ama güzel oldumu bence gayet güzel oldu. Simli eyeliner'da hoş bir detay. Renklerin birbirine geçişi de güzel.

Jack'ın sarışın güzeli Alman modeli. 

Saçları Jack iki dakikada topladı. Çok şeker bir hava kattı kıza. Yeşil farın teniyle ve dudaklarıyla uyumu oldukça iyi.

Bu rujun rengini çok beğendim, lakin göz makyajı daha değişik olabilirdi. Hani ofis'e de gidebilir bu makyajla.

Rus güzeli.

Ve son olarak benim EN çok beğendiğim makyaj. Renkler uyumlu. Burdada yine simli eyeliner detayı var. Dudaklar belirgin ve rengi çok güzel. Gözler harika. Bunu çok beğendiğim için iki resim hak etti.

Umarım sizde benim kadar keyif almışsınızdır bu resimlerden.